Genellikle çok huzurlu geçen bir günün ardından daha hareketli, biraz yoğun biraz da karışık duyguların olduğu günler yaşamak alışkanlığımdır. Belki de buna inanışım ya da daha da ötesinde aslında bir dalganın gidip gelmesi gibibu çok ama çok doğal bir süreçtir. Tıpkı Osho’nun bahsettiği gibi. Dün okuduklarım gece sindirilmeye başlamış sanırım çünkü uyandıktan ve kahvaltı ettikten sonra bir saatten fazla annemle bu konuyu konuştum. Çakralar ve aydınlanma… Bir süredir ruhsal yolum beni sürekli bu konuya getiriyor. İçimde bununla ilgili duyduğum kalp çarpıntısı da bana bunun zamanının şimdi olduğunu söylüyor. Açık konuşmak gerekirse korkuyorum… Hepimizin ah çakralarım kapalıymış, birisi açsın ne güzel, temizlesin, ah bir dengelensin de şu baş ağrım mide rahatsızlığım geçsin içim huzur bulsun tadında deneyimleri vardır elbette… Ama son zamanlarda edindiğim ya da nihayet içselleştirmeye çalıştığım bilgiler pek de öyle çay saati sohbeti tadında değil…

Bugün bütün gece neyle uğraştığımı, neden yorgun ve farklı uyandığımı anlıyorum… Çünkü bu seçim çok ciddi, çünkü yaşayacaklarım çok ama çok ağır olabilir. İnancım, deneyimlerimin ortaya çıkardığı duygularda yok olup gidecek kadar az mı yoksa çelik gibi mi bilmiyorum. Yüreğimdeki şefkat, korktuğum bir şeye verebileceğim kadar yoğun mu bilmiyorum…

Elbette yüreğimiz huzur içindeyken kendi inancımızı hissetmek kolay, ne gelirse gelsin varım demek de. Ama ya o gelecekler geldiğinde aynı inancı karman çorman heybemin içinden ararken bulamayıverirsem?

Ben bu yaşamımın aydınlanma yolunun çok güzel bir aşaması olduğunu biliyorum ama korkuyorum… Ertelemek için daha fazla ne yapabilirim diye bakınıyorum. Belki de vipassanaya gidemeyişim de böyle bir erteleyişti. Bugün gün doğmadan beni uyandırmak için elinden geleni yapan Şantikom başarılı olamadı çünkü korkularımla yüzleşmek hiç ama hiç işime gelmedi. Gün doğduktan sonra ise ancak sadece prova yapabileceğimi biliyorum…

Belki de öyle olmalı… Önce provalarla geçmeli ve sonra da gerçeğine geçmeliyim…

Acele etmemek… Çakra meditasyon rutini… Bu bir rutin olmalı…  VE zamanla ve yavaş yavaş, alıştıra alıştıra yüzmeliyim bu okyanusu geçmek için.

Gerçek, sevgili, biricik gerçek… Seni görüyorum ve biliyorum ki bu yolda sadece sevgi yok içinde ben olan, bende olan herşey var. Tıpkı yüzünün iki tarafı farklı olan bir insana bakmak gibi. Güzel tarafını huşuyla izlemek mümkün, peki o çirkin tarafa, korkunç tarafa hiç kendimi kaybetmeden bakabilecek miyim? Umarım… En azından bir gün.. Dileğim o ki yüreğim öyle bir sevgiyle dolsun ki o çürkün tarafa baktığımda gözlerimden sevgi gözyaşları aksın… Yüreğim ışığı ve aşkı yansıtsın ve ben o bir tarafı güzel diğeri korkunç yüzün ardındaki ilahi güce aşkla yaklaşabileyim…Ve öyle de oldu…

Işık ve sevginiz bol olsun… Namaste    

Advertisements