Çok güzel bir gündi esasen fakat ne hikmetse gün biterken içime yavaş yavaş bir hüzün, bir sıkıntı çöreklendi…Bütün yaşamım boyunca bir pazar akşamı bu duyguyu yaşamadan geçmedi sanırım:)) Hatırlıyorum ilkokulda da aynı hissi… Kim bilmez diyeceğim ama belki bilmeyen vardır:) Benim pazartesi değil de daha çok pazar gecesi sendromum var. İşim gücüm yolunda gibi aslında ama… Hmm belki de tam olarak yolunda değildir..

Şöyle bir düşününce bulmak zor olmuyor. İstanbula giderken götürmek üzere bir adet poster hazırlanacak ellerimden öper tabii ayrıca çarşambaya toplantı fln var oooh ona da hiç de hazır değilim HENÜZ. Geriye ne kaldı burada bitirmemin beklendiği tonla işim var… Ve sanırım benim hiç de içimden gelmiyor… salı eğitim verilcek, toplantıya gidil(emeye)cek…bla bla bla blaaaa boom boom buum bır bır bııııırrrr……….  Sanki bir sürü söz vermişim de tutmamışım gibi hissettim… Veeee boğaz ağrısı, yanmaa…

Özetle tüm bu dünyevi işler içimi daraltmış olabilir… Bunu için de bir çakra vaar!! Ve bilin bakalım hangisi??? Vishudha yani BOĞAZ yani dinleme çakrası yani iki gündür üzerinde bir nevi çalıştığım çakra…

Non-attachment, bağımlı olmama. Herşeyin akışını izlemek ve değişimi şükranla karşılamak… İçime boğazımdan yayılan gevşeme ve rahatlama… Sakin kal… Keyfini çıkar… Derin ve güzel bir nefes, sanki bir çiçeğin kokusunu içime çeker gibi.. Ooooh mis… Bu pazar gecesi huzur dolu bir uykuya yatıyorum. Sakin ve huşu içinde… Yazmak bir sihir gibi içimi açıp tamir ettirdiği için tüm varoluşa teşekkürleer… Süzülen huzur, mutluluk gözyaşlarımla ve yüzümdeki o sabit gülümsemeyle bir sanskaranın, bir döngünün, bir bilinçaltı kalıbının dışına çıktığımı tüm benliğime belli ediyorum… Çook ama çoook şükürler olsunn!! Namaste…

Advertisements