Bugün benim için çok değişik başladı ama her şeyin daha anlaşılır olması için belki biraz öncesinden bahsetmeliyim. Bir süredir kafamda, içimde düzenli olarak çakra meditasyonu yapmak var. Aslında ara ara yapıyor ama bir türlü günlük rutine dönüştüremiyordum. Açıkçası benim herhangi bir şeyi günlük rutine dönüştürmekte çektiğim sıkıntı oldukça gariptir. Hiç bir gün aynı saatte yatıp kalkmamaktan başlamak üzere tam anlamıyla haftalık yoga ders saatlerim dışında hayatımda sabit diyebileceğim hiç bir şey yok.

Bildiğim bir şey var eğer hayatımda rutin olacak her hangi bir şey varsa bu da günlük meditasyon ve yogam olabilir. O yüzden de bu düzensizliğin de bir şekilde bununla ilgili (dağınıklık alışkanlığı dışında:)) olduğunu düşünüyorum. Her neyse en nihayetinde son zamanlarda geldiğim nokta şuydu ben bu çakra meditasyonlarını düzenli yapacağım. Tabii bu amaçla tekrar tekrar üzerinden geçtiğim video, not ve kitaplar bana aniden içimdeki korku ve endişeleri hatırlatıverdi. (Hatta blogda pazar günü sabah notum bu korkuyla ilgiliydi). İçimde birden bire Paul’ün (çok değer verdiğim P Grilley/ Yin yoga ve meditasyon hocam) meditasyonların ilerki aşamalarında algıların açılması ve başka boyutlardaki varlıkları hissetmenin insanı ürpertebildiğiyle ilgili açıklaması aklıma geldi. Benzer şekilde Dr. Motoyama da boğaz çakrası açılırken yoğun bir korku deneyiminden geçmişti. Rutinimin henüz ikinci akşamında (belki sabah olması daha iyi fikir aslında) içimde oluşan endişe ve korkuların etkisiyle üçüncü gün belki onuncu kez ara vermiştim meditasyona. Sebep korkularım..

Dün gece de işte bu korkuları açık yüreklilikle Ayşeyle konuşmuştuk. ONa söylediğim şey şuydu “Dünyanın en güzel, en harika, sevgi dolu meleğini görsem bile ödümün patlayabileceğini düşünüyorum değil ki başka varlıklar” İşte bu açıklama üzerine biraz konuştuk bu deneyimin inanç, yürek ve çelik gibi bir bütünlük ve güç gerektirdiğiyle ilgili..

Bu noktadan sonra herşeyi unutup gayet güzel gece iki gibi yorgun argın yatağıma uzandığımda içimdeki ses “hadi yatmadan melek kartlarını eline al, iki tane çekeceksin” dedi. Bu arada bu diyaloğun içerde gerçek bir konuşma değil de yarım yamalak bir his ve bir çak kelimeyle olduğunu söylemek isterim. Yani bas bas bağıran bir ses değildi. Neyse normalde ışık kapanıp, sırt yatağa değdikten sonra hayatta kıpırdamayan ben üşenmedim kalkıp kart çektim..

Kartların fotolarını az önce yayınladım: işte iki kartım 1. Güç; 2. Meditasyon

Güç kartında yazılanları dilim döndüğü kadar çeviriyorum: “Kendine gücünü ifade etmek için izin ver, güçlü olmak senin için güvenli, gücünü sevgiyle ifade ettiğini bildiğinde.” “Yaratıcının bütün gücüne sahipsin. Kutsal sevgi, bilgelik ve zekanın gücü senin için ulaşılabilir. Geleceği ve melekleri görmek için spiritüel güce sahipsin. Ortak bilince yolunu açan evrensel bilgelik için zeka gücüne sahipsin. Başkalarıyla empati kurmak için duygusal güce ve gerçekten sınırsız olan fiziksel güce sahipsin. Meleklerin senden güçlü bir insan olmayla bağdaştırdığın bütün korkularını onlara bırakmanı istiyor. Meleklerin kendi gerçek gücünün sessiz ve güzel yanını görüyorlar: İlahi aşk. Kendine bu sevgiyi yayarak ışıldamak için izin ver ki gerçek gücün dünyaya mucizevi bir şekilde yayılsın.”

Ve bir sonraki kartım meditasyon: “Meditasyon şu anda senin için çok önemli. Sık sık meditasyon yapmanın keyfini çıkar” “Sakin bir zihin meleklerin sesini duyabilir. Bu kart meleklerinin sesini güçlü ve net bir şekilde duymak için zihnini sessizleştirmeni istiyor. Sabah uyandığında ilk iş en azından beş dakikanı gözlerin kapalı ve sessiz geçir. Üç dört derin nefes al. Meleklerine bir soru sor ve dikkatlice dinleçok sevdiğin bir dostunu dinler gibi. Dinlemek için gerilme, eğer cevabı kovalarsan, seni yanıltır. Bunun yerine nefes alıp ver ve gevşemeye izin ver. KEndine meleklerle iletişim kurmanın senin için doğal olduğunu söyle bunun günlük bir deneyim olduğunu. Zihnin ne kadar rahatlarsa, o kadar kolay duyarsın”

İşte böyleee… Bu durumda eğer sabahları beş dakika da olsa yapmazsam kendime ve tüm varoluş amacıma haksızlık etmiş olurum…

İşte bu yüzden yarın sabahtan itibaren en azından beş dakika meditasyonumla başlayacak bir rutinim var. İlk işim yalnızca beş dakika rahatlayıp dinlemek. Daha sonra da günümü sevgiyle akıtmak…

“Meleklerimin sesini duymak son derece doğal ve güvenli”..

Sevgi ve ışıkla…

Namaste

Advertisements