Dün Bruno Gröning kardeşlik toplantısına gittik. Çok güzel şeyler duyduk, çok değerli şeyleri de hatırladık. Ben anladım ki içimde Tanrıyla hep başlantıda olan bir çocuk var… Ben anladım ki Bruno da o çocuğu tekrar tekrar mümkün olan en yoğun bir şekilde dışarı çıkarmalıyım ve en sonunda yalnızca o kalmalı bende. O saf, temiz, sevgi dolu, herşeyi ama herşeyi seven insanları yargılamak nedir bilmeyen, kötülüğü yardım ve ilgi ihtiyacı olarak gören ve ona da sevgisini verebilen saf tarafım…

Çocukken hatırladığım en değişik şeylerden biri insanları nasıl çok sevdiğimdi… Hiç düşünmeden, hiç tartmadan sevmek. Onlar da beni severlerdi ama içimde bir ses bana neden bu kadar seviyorlar ki derdi. O sesi dinlemeye başladığımda hayatımdaki sevgi azaldı. Ama her öğrenci oluşumda, her merak edişimde o çocuk geri gelir o yüzden öğrenmek beni hep iyileştirdi, çocuklaştırdı.

Komik bir öğrenciyimdir ben. Hırslı değil de meraklı bir kedi gibi. İşte o öğrenci yine dışarıda. Bruno Gröning bana onu hatırlattı, bana o çocuğu geri verdi. Ona sarıldı. ONu sevgiyle sardı. Neden diye sormadım çünkü öyleydi. Sevgi gerçek olandır. Sevgi tek büyük gerçektir. Nedeni yoktur, sonucu da. O sadece vardır. Varoluştur. Sevgi Tanrının yüzüdür. Sevgi içimizdeki insan yanımızdır. O vardır. Zihinle anlaşılamaz. Zorlamaya bile gerek duymaz. Sevgi zaten vardır.

Sevgi bir çocuk sevgisidir. Güzel, çirkin demez sadece sever… İşte ben Bruno Gröningin o harika şifasından içimdeki çocuğa sarılmayı ve onu tekrar hatırlamayı bir hediye olarak geri aldım. Onun şifa hediyesini kabul ediyorum ve teşekkür ediyorum…

Minnettar ve mutluyum.

Sevginiz parlasın!! Yüreğiniz aydınlansın..

NAMASTE

Bruno Gröning ile ilgili bilgiyi:

http://www.bruno-groening.org/tuerkce/default.htm adresinden edinebilirsiniz…

Advertisements