Uzun güzel bir yolculuktan sonra uzun zamandır gelmeyi beklediğim yere ulaştım. Yolculuk her zamanki gibi hafif bir yorgunluk ve harika bir dinginlik getirdi içime. Yaşama göklerden baktığım saatler beni hafifletti belki de. Tüm yüklerimden bir bir arınmaya başladığım için sevindim. Bazı şeyler bu yolculuğu bekliyordu beni bırakmak için. Ben de onlardan özgürleeşmeyi bekliyordum uzun zamandır. Geldiğim yer hayatın içinde olduğum ama durdaklayıp dinlendiğim muhteşem manzaralı bir vadi ya da güzel bir ada ve hatta gizli bir dağın tepesinde kalmış bir ülke. Elbette bu ülkede yaşam var ve onun getirdiği irili ufaklı heyecanlar ve bulmacalar. 

Ben burada daha önce görmediğim, bilmediğim güzel insanlarla tanışmanın heyecanını yaşadım ilk. Uzun zamandır tanıdık olanların rahatlığından sonra bu yeni ruhlar bana kendimi görmem için yardım ettiler. Kendi algımı, egomu, sevgimi, şefkatimi, değersiziliğimi ve kıymetimi tekrar deneyimledim. İnsanları şefkatle dinlemeyi bir kez daha hatırladım. O şefkatin tüm kara bulutları dağıtmak için ne güçlü ne güzel bir ışık olduğunu da. 

Hem çocuk olmak, hem anne olmak hem yeni olmak hem öğrenmek hepsi vardı bu bir haftada. Açıkçası kendimde ilk şunu gördüm. Hiç tanımadığım biriyle bir araya geldiğimde ilk düşüncem belki hepimiz gibi acaba beni sever mi? oldu. İçimde kendine değer vermemeyi marifet sayan yanım elbette bu soruya yüklenip durdu:)) neyse ki kısa bir süre. Sonra sorumluluklarla ilgili yanım beni kendime getirdi ve kendimi sevmeyi hatırlattı. O zaman sevmeye başladım. Sevmeye başlamak herşeyi yavaş yavaş çözdü. İçimdeki sesler gittikçe sessizliğe teslim olup huzurla yer değiştirdiler. Eleştirmen yanım köşesine çekilip sakinleşti. Onu ikna etmek biraz vakit aldı elbette malum boş durmaya alışkın değil ona usul usul anlattım ve teşekkür ettim. “Ne kadar da dikkatlisin dedim gel güzelce bakalım neler gördüğüne ve sevgiyle yıkayalım onları, sevgiyle süzdükten sonra içinde ne kalıyor görelim. O kalanlar bizim eksik yanlarımız mı anlayalım, fazlalıklarımız mı yoksa? Taşıyamıyorsak verelim onları Bruno Gröning’e, meleklere… ve yıkanmanın, arınmanın sadeliğinde yaşayalım. Korkudan, endişeden arınalım…

İşte ilk haftam böyle geçti. İçimle anlaşarak… Huzurlu, şefkatli bir dünyaya açılarak… 

Şimdi daha karmaşık bir dünyaya yol alıyorum içimde.. Vahşi kadınla tanışmaya gidiyorum… Onunla ve içimdeki onlarca parçayla barışmaya geldiğim bu güzel yerde bana ışık tutan tüm güzel ruhlara selam olsun.. Tüm kalbimle teşekkürler.. İçimdeki ışık içinizdeki ışığı selamlıyor…

NAMASTE

Advertisements