Herkesin yaşamında çok ama çok derinlerde gömülü,kimi zaman özgürlüğümüze açılan, kimi zaman da bizi biri olmaya zorlayan anılar. Kişiliğimize dönüşen anılar. Çocukluktan biraz önce yediğimiz dondurmaya kadar sürekli akan bir nehir gibi içimiz suyla dolar. Kimi sular öyle acıdır ki üzerinden ne karar tatlı su aksa da içimize ara ara bize kendini hissettirir. Yüzümüzün acı su içince aldığı şekil gibi içimizi bir öfke, korku, nedeni bilinmeyen bir endişe kaplar. İşte bu acı suyun tam da o anlarda temizlenme şansı vardır. İçimizdeki, yüreğimizde ve özümüzdeki kocaman havzanın içinde o acı parçayı tekrar yaşamınıza dokunmuş hissettiğinizde bu kez ondan korkmayın, kaçmayın, tadını hissedin çünkü arınma zamanı gelmiştir.

O tadı hissettiğinizde hücreleriniz alarma geçer, içiniz tuhaf olur ve sanki tekrar o anya geri dönüyordur hayat. O anı asla asla asla dediğiniz o anı… Bırakın gelsin, izin verin yaşansın son bir kez daha. Bedeninizi, tüm hücrelerinizi haberdar edin neler olacağını… İşte muhteşem arınma başlıyor. Arınma isteğine ve sevince kendinizi kaptırmadan tekrar o anıya geri dönün. Tüm varlığınızla nefesinizin en köke en aşağı kadar gitmesine izin verin. İzin verin alt karnınız nefesle dolsun kalçalarınız anıları serbest bıraksın. Her şey ama her şey yeniden, bir kez daha yıkansın. Her bir an’ı fark ederek. Sanki ağır çekimde gibi… Yavaş çok ama çok yavaşca tekrar izlemeye izin verin. Bırakın duygularınız nefesinize yansısın. O an her ne hissettiyseniz o. Görüntüler sesler… Sizi o ana götüren her ne varsa… Sesler, kokular… Bırakın tekrar tekrar yaşansın. Bu kez cesaretiniz olduğunu fark edin. Şu an ne hissettiğinize bir bakın ve izin verin çıksın. Ağlamak, bağırmak, her şey serbest ama hep deriin çoook deriiin nefesler eşliğinde. Göbekdeliğinizin altına, kuyruk sokumunuza  doğru nefes alın. Bırakın tüm titreşimleriyle o an tekrar yaşanın fakat bu sefer çözülerek. Sanki her bir nefesle o acı su agzımızdan dışarı akıyor gibi… Bırakın gözlerden, hatta sesinizden, hatta kalbnizden akıp gitsin… Ben bütün hüzrelerimde bunu hissettim. Sanki her bir parçam bunu tekrar yaşarken onu dışarı kustuk bu sefer. Sanki boğulmaktan kurtulmuş gibi ciğerlerimizdeki suyu boşaltmak. Bu arada aynı deneyimi ne kadar isterseniz tekrar başa sarabilir ve içinizi boşaltabilirsiniz.

Bir sonraki aşama o anın devamını hatırlamak… O olaydan kurrtulduğunuzu, hala güvende olduğunuzu fark ettiğiniz zamana gelmek. Yaşadığınızı, tüm olanların geçip gittiğini ve bunun geçmiş olduğunu fark etmek için. Şu anda buradasınız ve yaşıyorsunuz. Şu anın size ihtiyacınız olan güveni vermesine izin verin. Derin derin nefeslerle. Kalçanızı, bedenizin köklemesini hissedin. Yeryüzüyle bağınızı da…

Şimdi göğsümüze nefes alalım. Kalbi iyice doldurarak… Artık onun sevgiyle dolmasına izin verebiliriz. Yüzümüzde, boynumuzda kalan atıkları temzleyelim. Ve bu anının bedeninizde bıraktığı, şifaya ihtiyacı olan parça var mı bi bakın? Varsa oraya, yoksa kalbinize odaklanın ve tüm ilginizi sanki yeni doğan bir çocuğa sevgiyle bakar gibi bu parçaya yöneltin… Oraya derin derin nefeslerle…

Son olarak başımızın tepesi ve hafızamızdaki herşeyi temizleyip arındıralım…

Artık gülümsemenin hafiflemenin zamanı… Bedeninize dokunun ve onun için teşekkür etmek, şimdi için teşekkür etmek içinizden geliyorsa oooohhh deyip güzel bir kahkahayla tüm bunları taçlandırın… Eee daha ne olsun?

İçinizdeki artık daha taze, daha arı, daha tatlı o güzel suyun farkına varmak şten bile değil… Ne kadar değerli, ne kadar sevilmeye layık, ne kadar fıstık, ne kadar güzel, ne kadar canlı, ne kadar mucizevi bir varlık olduğunuzu hatırlayın… Yeni doğmuş bir bebek kadar saf ve temiz… Tam bir reklam sloganı olmasına karşın kendimi alamıyor ve söylüyorum “ben tüm güzellikleri, bolluğu, bereketi, neşe ve canlılığı, sevgi ve coşkuyu hak ediyorum. Ben değerliyim, her zaman. Ben seviyor ve seviliyorum, her zaman.”

Işık, sevgi ve huzur bizimle olsun…

Namaste!!

Not: Bu harika meditasyonla beni tanıştıran sevgili yogaglo.com ve Harshdada Wagner’e tüm kalbimle teşekkür ediyorum. NAMASTE

Advertisements