Aramak bir değişim çağrısıdır. Ben hep aradım. Neyi aradığımı bilmedim çoğunlukla ama aradım. Bazen ne aradığımı unuttum. Bulduklarıma dalıp gittim. Bulduklarımla memnun oldum biraz sonra yine eksik hissettim ve aramaya geri döndüm. Kimimiz bulduklarında kalır bulduklarını aradıkları yapar. Bazen ben de yaptım. Bulduğunu düşünmek güvende hissetmek için insana yardım eder. Aramak bitsin ister bir parçan. Aramak yorucudur… Bulmak, bulmuş olmak ne büyük mutluluk gibi gelir hâlbuki hayal kırıklığıdır kimi zaman. Bu mudur? Der bir yanın. Bu olamaz der diğeri… Ve yeniden başlar arayış, samanlıkta iğne aramak kolaydır, en azından ne aradığını bilerek ararsın ama aramanın en zoru ne aradığını unutmuşken aramaktır. Aramanın en zoru kim olduğunu unutarak aramaktır. Kim olduğunu unutmaksa bulabilmek için ilk ve tek koşul…

 Aramanın umudu aslında bulmak değil zaten elinde olduğunu fark etmektir. Hiç kaybetmemiş olduğunu bilmektir. Sadece çok derindedir. Sadece çok çok içerde… Yin’in içinde… Karanlığın en koyusunda, kuytunun en soğuğundadır. Gerçek varlık yokluğun ortasındadır.

Aramak bir varoluş biçimidir. Arayan hep tetiktedir. Tetikte olmak zordur. Aramak yokluğunu, yoksulluğunu, eksiğini, gediğini fark etmektir. Aramak yokluğun, yoksulluğun kıymetindedir ve varlığın sonsuzluğunda ve ebediliğinde. Aramak Yin’in içindeki Yang’ın yokluğun içindeki en saf varlığın bulunmasıyla ancak nihayete erebilir… Yok olduğunu bildiğinde, var olursun… Tüm bildiklerini unutmaktır bilgelik, bilmediğinin farkında olmaktır farkındalık…  

Ben yaşamım boyunca gerçeği aradım ve şimdi fark ediyorum ki kimliğimi kaybettim. Kaybetmelerin en güzeli ve en zoru… Yokluktayım… Yokluğun en güzelinde…

Yokluk sen zaten hep benimleydin… Şimdi o saf varlığı arıyorum… Her geçen gün yok olarak…

Yokluğuma şükürler olsun…

Advertisements