Aslında yazacak öyle çok şey var ki… Bugün kendime nefes almak ve var olmak için biraz zaman verdim ki içimde biriken, akmak isteyen suları buraya dökebileyim, akıtabileyim. İçim yoğun, hafif, dolu ve aynı zamanda boş. İçimde akan sularsa kimi zaman pırıl pırıl, taptaze, kimi zaman çamurlu ve pis kokulu. Dün Osho’nun bir konuşmasında dinlediğim gibi karanlık ve aydınlık bir arada. Bunu kabul etmek benim için hep zordu. Hala da kolay değil. İnsanın, yaşamın; gündüzün ve güneşin, huzurun ve sevginin içinde varolmasının doğal olduğuna ve bazı duyguların, öfke gibi korku gibi, bize pek de ait olmadığına inanırdım hep. Her ne kadar ait olma kavramında hala aynı düşünsem de hayalini kurduğum kökleri olmayan bir ağaç olduğunu yeni yeni algılayabiliyorum. Toprak ve çamur gibi, öfke ve korku da o kadar da öcü değilmiş. Yaradan yalnızca gündüzü değil, bizi besleyen ve olgunlaştığımız geceyi ve karanlığı da yaratanmış.
Özünde hiç bir deneyim kötü değilmiş aslında. Evet belki mutluluk gibi coşku gibi hoşa giderek değil ama arkasında güzel bir huzur bırakarak ve bizi olgunlaştırarak geçermiş korkular, öfkeler, endişe e kaygılar. Osho’nun dediği gibi derinlerimiz olmasa, köklerimiz olmasa nasıl büyüyebiliriz, nasıl güçlü ve verimli, kocaman dalları ve yaprakları olan bir ağaç olabiliriz ki?
Dahası köklerimizi günışığına çıkarmak için uğraşmak, ağacı öldürmekten başka ne işe yarar ki? Osho’ya “Salak olan tarafımı nasıl kabul edeceğim?” diye sorduklarında “Salak olduğunu söylemeyi bırak” dediğinde aynı şey korkak, öfkeli, kaygılı taraf için de geçerli. Deneyimin tümü bir ağaç aslında… Ne sadece bir yaprak ne sadece topraklar içinde bir kök. Hepsi tek bir ağaç. Tıpkı bizim gibi. Eski bi şiirimsideki gibi.. Biz yine de merhaba diyelim buluta ne de olsa besler 🙂

Bir buluta merhaba dedim
Durdu üstüme yağdı
Bulut oldum, su oldum, bereket oldum…

Ağacın meyveleri nasıl ki köklerinden daha değerli değilse ya da diğer türlüsü, bizim deneyimlerimiz, yaşadığımız duygular ve bize dokunan insanlar da öyle. Bilmek ve bilmemek de. Yine de çok fazla durmasak olur hüznün ve kederin gölgesinde ne demişim yıllar önce 🙂

Görmekle görmemek arasında senin yolun
Ne gördüğüne yan ne görmediğine
Ne bildiğine sevin ne üzül bilmediğine
Dengesi buyken, düşürme yüreğine
Ne kuşku ne keder
Bil ki ikisi de insanı derbeder eder…

Bol deneyimli günler…
NAMASTE

Advertisements