Bazı günler vardır hayata sanki küçük bir çocuk gibi heyecanla başlarız. Ben o günlerin bize güzel şeyler hatırlatmak için mucizeler olduğunu düşünüyorum. Öte yandan benim için mucize aslında yaşamın kendisi biraz da. Çok ama çok uzun zamandır süregelen bu mucizenin içinde bizler sanki yolumuzun aydınlanmasını bekler gibi duruyoruz kimi zaman. Ve kimi zaman da öyle günler oluyor ki ve hatta öyle anlar güneşin sonbaharda yüzümüzü ısıtması gibi kalbimiz ışıldıyor ve gün aydınlığa dönüşüyor.

Dünyada birbirinden ayrı gibi görünen iki yol var yaşama geliş amacımızı yerine getirebilmek için. Bunlardan birinde sen HER ŞEYSİN. Diğerindeyse HİÇ BİR ŞEY. İşte varlık ve yokluk arasında gidip gelen bu iki kaynaktan çıkan öğretilerin her ikisi de aynı şeyi söylese de sanki tamamen tersini söyler gibiler. Sevgili Yara hocanın dediği gibi eğer aydınlanmış bir kişi değilse öğretmenlerinizin HER söylediği doğru olmayabilir. Bu yalnızca öğretmenin içindeki hikayenin yansıması olabilir.

Sanırım şimdiye kadar görmeyi, yanına gidebilmiş olmayı istediğim tek bir guru oldu Neem Karoli Baba ya da Maharajji. Onunla ilgili tüm deneyimlerim sadece ve sadece şefkat getirdi. Onunla ilgili bir video izlediysem içim açıldı. Bir anı dinlediysem içim açıldı ve hatta resmine baktığımda bile içim açıldı. Belki de kendi dedemi, yaşamdan almak yerine varlığıyla yaşama huzur veren yanını sevdim. Onunla ilgili her okuduğum anı, yazı sadece huzur ve yüreğime açılma getirdi. Bir de söylediklerindeki samimiyet “I do not know anything, I just know how to change hearts” “Ben hiç bir şey bilmiyorum sadece kalpleri nasıl değiştireceğimi biliyorum.” “I don’t want anything, I exist only to serve others.” “Hiç bir şey istemiyorum, yalnızca başkalarına hizmet etmek için varım.” gibi insanın içini ısıtan sözleri… Gelmiş geçmiş tüm ermişlere ve içindeki bilgeliği paylaşan her güzel yaratıma selam olsun…

Sevgi, ışık dolu bir gün…

Advertisements