Merhaba kendim,

Bu yazı sadece içimdeki kalabalığı toparlamak için yazılmıştır. Yine de okumak isterseniz elbette okuyabilirsiniz 🙂

Geçtiğimiz dolunayla beraber farkına vardığım yarım kalan işlerle dolu bir yaşamım olduğu gerçeğini biraz dönüştürmek adına dün yarım kalmış yazılarımın bir kısmını yayımladım. Elbette gününde yayımlasaydım çok daha keyifli olabilirdi ama en azından o dönemlerde yaşadığım, paylaşma isteği duyduğum halime hürmeten onları da paylaşmış oldum. Daha incelemem gereken başka yazılar da olsa da sanırım gelecek hafta kalanları da paylaşacağım veya tamamen sileceğim. Yarım kalan kitaplarımı ne zaman bitirebileceğimi de merakla bekliyorum. Şu an elimdeki yarım kalan kitapları şöyle bir hatırlayalım:

  1. Şiddetsiz İletişim………………………………………………………………….
  2. Fierce Medicine……………………………………………………………………
  3. A New Earth ………………………………………………………………………
  4. Beşinci Anlaşma…………………………………………………………………..
  5. Don Huan’ın Öğretileri-Yaqui Kızılderililerinin Bilgi Yöntemi……………
  6. Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman………………………………..
  7. Bağlanmanın Beş seviyesi……………………………………………………..
  8. I am That………………………………………………………………………….
  9. Falling into Grace………………………………………………………………..
  10. Zayıflamada Son Söz……………………………………………………………
  11. Şakra Teorileri…………………………………………………………………….

Okuyacak kitapların arasına katmak istediklerim, hiç okumak istemediklerim ve de ah keşke okusam dediklerim var. Genellikle yarım kalmış olmalarının egosal sebepleri de olabiliyor. Mesela o günkü durumuma göre hiç işime gelmeyen bir bölümü okuyup kendime göre çarpıtıp beğenmemiş olabilirim.  İnsanlığın kutsal kitapları ve öğretileri  bile çarpıttıkları bu devirde benim kitapları kendime göre algılayıp onlara öfkelenip, aman bu da bir şey bilmiyor deyip, bu da hep aynı şeyi çevirip çevirip söylüyor deyip okumayı bırakmam çok garip değil. Belki bu kitapları neden bıraktığımı da hatırlayabilirim her başladığımda.  Böylece kendimle mini bir yüzleşme yaşayabilirim. Kitap mevzusu böyle bir ara sonlanacak ya da tek tek verimli okumalar başlayacak diyeyim.

Şimdi bir de elimdeki yarım kalmış defterler mevzusu var. Onlara da iş güç bulup evlendirsem iyi olacak hahhhaha:))

İnsan her kırtasiyeye girdiğinde defter almamalı, hadi aldı hemen içine iki satır bir şey yazmak da nesi… Neyse işte o da ayrı bir çalışma konusu. Yarım kalmış defterlerimi de kullanacağım kısmetse… Neyse ki işte bu kadar aç gözlü değilim yoksa her şey birbirine girerdi herhalde. Gerçi zaten her şeyin uzamasının bir sebebi de aynı anda üç makale yazmak istemem ama neyse oraya da birazdan gelirim.

Şu an örgü örmediğim için mutluyum mesela. Kaç tane yarım örgü olurdu evde bilemiyorum. Ama istersem bir gün başlayabilirim artık 🙂 Her şeyi yarım bırakmak isteyen, ortasında kaçıp giden parçanın adı kaçak Sally. Kaçak Sally bazen korktuğundan bazen heyecandan bazen de kızdığından tüm bu işleri ortada bırakıp gidebiliyor. Onunla daha bugün yoga matında karşılaştık bu sefer onu tam olarak dinlemesem de biraz huyuna gittim. Daha kısa bir yoga serisi yaptım ve daha fazla meditasyon. Kaçak Sally benden ne istiyor bunu da Sevimsiz Şuleyle karşılaşınca fark ettim. Yine de hem kaçak Sally ile hem de sevimsiz Şuleyle daha çok işimiz var. Bu bahsettiklerim kendi içimde kabullenmek istemediğim parçalarımın nereden geldiklerinden emin olmadığım temsili adları. Kaçak Sally benim yaşamımın çok ama çok önemli bir yöneticisi aslında. O beni korumak için ortaya çıktı. Güvende olmak için… Belki bir oyun oynarken, belki başka bir zaman bilmiyorum ama zor durumlarda kaçmayı ondan öğrendim. Bazen zor olmayan durumlardan da kaçtık. O olmasa belki istemediğim pek çok şeyi yapmam gerekecekti. Hayır diyemediğim için ortaya çıkan kaçak Sally’ye teşekkür ederim. Sanırım önce hayır diyebilmeyi öğrenmeye ihtiyacım var. Hayır diyemediğim durumlarda ya da kendimi ifade edemediğim durumlarda, ya da kendimi kırılabilir hissettiğim durumlarda kaçak Sally her şeyi idare eder oldu…

Her ne kadar yazdıklarımın hepsini kendime söylemek istediklerimi biraz daha kalıcı tutmak ve zihnimi netleştirmek için yazsam da bu yazıda netleşme kaygısı bile yok. Hatta kaçak Sally’nin adı da kendi de bu yazıdan çıktı. O yüzden bu belki de benim farklı bir meditasyonum. Tamamen içime doğru…

Gelelim diğer yarım kalmışlıklara… Ne zaman çocuk yapsak? 35 gerçekten mi çok kritik? Bunları doktora soralım. Bir daha da abuk sabuk gazete köşelerinden öğrenmeye çalışmayalım. Ankara’ya nasıl dönsem? Gerçekten akademisyen olmak istiyor muyum? Ne iş yapsam mutlu olurum? Ya da ne iş yaptığım gerçekten o kadar önemli mi? Neden belimin sol tarafı bazen ağrıyor? Neden Mersin’deyim? İşte bunlar da cevaplanacak sorularım…

Neden makalelerin birini bile bitiremedim?

En iyisi odamı toplayıp makaleme devam edeyim…

Herkes işinin başına yapılacak daha pek çok şey var…

Güzel bir çarşamba…

Advertisements